BU HABERİ PAYLAŞINIZ

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Kategori: Açıklama-Duyuru-Mesaj
Yayınlanma: 29 Aralık 2013

ARTIK “TAYYİP İSTİFA!” DEĞİL “HÜKÜMET İSTİFA!”

BÜTÜN SİYASAL TUTUKLU VE HÜKÜMLÜLER SERBEST BIRAKILSIN!

YEREL SEÇİMLERDEN ÖNCE EGEMEN BİR KURUCU MECLİS İÇİN DEMOKRATİK BİR SEÇİME GİDİLSİN!

ik59 kapakHaziran ayaklanmasının ana sloganı “Tayyip İstifa” idi ve doğruydu. Çünkü Tayyip'in gitmesi demek AKP hükümetinin gitmesi demekti ve zaten Tayyip gitmediği için de hükümet gitmedi. Bugünse durum farklı: Emperyalizmin hedefi AKP hükümeti değil, doğrudan Tayyip Erdoğan. Dolayısıyla artık Erdoğan gitse de, onun yerini alacak başkalarıyla AKP hükümeti devam edebilir. Dün Tayyip Erdoğan'la Fethullah Gülen'in emperyalizme hizmette birbirleriyle yarıştıklarından söz ediyorduk: Libya'da, Mısır'da, Suriye'de vs. Bugün emperyalizm cemaatin hizmetlerini daha takdire şâyan buldu ya da Tayyip'i kifayetsiz ilân etti. Konformist Kemalistlere karşı yürüttüğü CIA patentli operasyonun benzerini doğrudan Erdoğan ve çevresine karşı yürütüyor. Cemaatin bu operasyonu kazanıp kazanmamasının bir önemi kalmadı, çünkü emperyalizm şimdilik zaten kazanmış görünüyor. Tayyip'in altındaki toprak hızla kayıyor.

BU BİR YOLSUZLUK OPERASYONU DEĞİL Kimse kimseyi kandırmasının bu bir yolsuzluk operasyonu değil. Türkiye'de yolsuzluk olmuyor mu? Tabii ki oluyor. Üstelik bu hükümet döneminde önceki hükümetler döneminden çok daha fazlası oluyor, çünkü hükümet bu yolsuzlukları ziyadesiyle yapmanın yasal vizesini 2010 Referandumunda aldı. Yolsuzlukların üstüne tabii ki gidilsin! Ama Ergenekon, Balyoz, KCK, Devrimci Karargâh ve benzeri davaların açılmasına her türden sahtekârlığı kullanarak vesile olanlar, şimdi aynı yoldan Erdoğan'ın karşısına dikilmiş bulunuyorlar. Tayyip Erdoğan, “Onların inlerine kadar gidilsin” fetvasını verdi. Bizce de gidilsin, çünkü onların inlerine gidilmesi diğer bütün davaların operasyonlarını yürütenlerin de inlerine gidilmesi anlamına gelir.

BÜTÜN SİYASAL TUTUKLU ve HÜKÜMLÜLER DERHAL SERBEST BIRAKILSIN! Bu koşullar altında Ergenekon, Balyoz, KCK, Devrimci Karargâh ve benzeri siyasal davalardan tutuklu ve hükümlü olanların derhal serbest bırakılması bir zorunluluktur. Bu yapılmadan mevcut sürecin bir adım bile demokratikleştirilmesi mümkün değildir.

HÜKÜMET DERHAL İSTİFA ETSİN, GEÇİCİ SEÇİM HÜKÜMETİ KURULSUN! Türkiye'nin içinde bulunduğu durumdan çıkışının yolu yerel seçimlerden geçmiyor. At izinin it izine karıştığı, kimin kimin adına aday olduğunun belli olmadığı, perde arkasında pazarlıkların döndüğü adına “yerel seçimler” denilen belediye seçimlerinin şu an için hiçbir önemi yoktur. Çünkü bu seçimler bizi pisliğin içinden çıkaramaz. Ancak barajsız, yasaksız bir seçimle kurulacak, Haziran ayaklanmasının taleplerinin temsil imkânı bulabileceği bir meclis bunların hesabını sorabilir. Bunun için sokaklardan, parklardan, forumlardan, barikatlardan başlayarak egemen bir kurucu meclis seçimi talep etmeliyiz.

Egemen bir kurucu meclis seçiminin gerçekleşmesi için mevcut parlamentonun içinden derhal bir Geçici Seçim Hükümeti kurulmalıdır. Kurucu Meclis seçimleri bir burjuva sisteminde olabilecek en “demokratik” biçimde gerçekleştirilmeli, seçim barajı tümüyle kaldırılmalı, en eşitlikçi seçim sistemi olan nispi temsil usullerine göre milli bakiye sistemi uygulanmalı, seçimlere kurulu bütün partiler hiçbir sınırlama olmaksızın katılma imkânına sahip olmalı, bütün tutuklu ve hükümlülerin seçimlerde aday olmasının önündeki engeller kaldırılmalı, seçim propagandası imkânları tüm partilere eşit olarak tanınmalı, özel televizyon kanallarından seçim propagandası (reklamlar dahil) yasaklanmalıdır.

EGEMEN BİR KURUCU MECLİS İÇİN İLERİ! 12 Eylül 1980'den bu yana TBMM her seçimde egemenliğini biraz daha fazla yitirir oldu. AKP hükümeti örneğinde görüldüğü gibi artık en son Libya'ya müdahale konusunda Meclise danışmaya bile lüzum görülmedi. Hükümetin doğrudan devreye girmesiyle Meclis devreden çıkarıldı. Dış müdahaleden bağımsız bir meclisin oluşması için seçilecek olan kurucu meclisin NATO'dan çıkması, ABD ile imzalanmış olan ikili anlaşmaları gözden geçirmesi, ABD askeri üslerini kendi denetimi altına alması gerekir. Gene böyle bir kurucu meclisin egemenliğini kurabilmek için Kürt halkının bütün demokratik haklarını kabullenip sahiplenmesi gerekir. Ayrıca böyle egemen bir kurucu meclis Türkiye'nin komşularına karşı hiçbir maceracı girişimde bulunmayacağının da güvencesini vererek ülkede tam bir siyasal demokrasinin yolunun açılmasına imkân sağlayacaktır.

Fiili sıkıyönetim uygulamalarına, yolsuzluklara, yargının ele geçirilmesine karşı, ABD emperyalizminin direktifleri doğrultusunda çalışmayacak egemen bir Kurucu Meclis için birleşik mücadeleye!

27.12.2013

İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) Merkez Yürütme Kurulu

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

SON HABERLER